O Bizi Kayırır

Öldüğünüzde Ruhunuza Ne Olur?

Öldüğünüzde Ruhunuza Ne Olur?

20/10/2026
Öldüğünüzde Ruhunuza Ne Olur?

Öldüğünüzde Ruhunuza Ne Olur?

20/10/2026

O Bizi Kayırır

O Bizi Kayırır

Son birkaç haftadır, ilgi ve bakıma ihtiyaç duyan kişilerle ilgili birkaç durumun içerisinde yer aldım. Pek çok insanın hayatında, bakım ve ilgiye ihtiyaç duyduğu belirli bir dönem gelir ve bu durum geleceğe dair gerçek endişe ve kaygılara yol açabilir. Başkalarına bağımlı olduğunuzda ve önünüzde belirsizlik bulunduğunda kaygılanmak kolaydır; artık kontrol sizde değildir. Öte yandan, bakım sağlayan (birisiyle ilgilenen) birisi olmanın kültürümüzde çoğu zaman konuşulmayan ve kesinlikle gerektiği kadar değer verilmeyen büyük bir ayrıcalığı vardır. Her iki durumda da Kutsal Yazılar hem biri tarafından bakım görenlere hem de bakım sağlayanlara güçlü ve büyük teşvik sağlayan sözler söyler.

Yakın zamanda 1. Petrus 5’teki alçakgönüllülük konusu üzerine vaaz verirken, alçakgönüllü kişinin bütün kaygılarını Rab’be bıraktığını, çünkü O’nun bizi kayırdığını fark ettim (1.Pe. 5:6-7). Tanrı, en büyük Kayıran’dır. Petrus’un kullandığı “kayırmak” sözcüğü geniş zaman kipindedir — O sürekli olarak kayırır. O asla ilgisini esirgemez. O’nun izin günü yoktur; ilgisiz olduğu günler yoktur. Bu sözcük dikkat göstermeyi, harekete geçmeyi, ilgi duymayı ve zahmete katlanmayı ifade eder. Tanrı, halkıyla işte böyle ilgilenir. 8. Mezmur, bunu güçlü biçimde ortaya koyar:

İnsan ne ki, onu anasın,
Ya da insanoğlu ne ki, ona ilgi gösteresin? (Mez. 8:4)

Çocukluğumda, Pazar Okulu’nda söylediğimiz “Yeryüzünü Yaratan Tanrı” adlı bir ilahi vardı:

Yeryüzünü,
havayı, göğü, denizi yaratan Tanrı,
ışığa varlık veren O’dur:
Benimle ilgilenir.

Bu ilgi ve bakım teması Kutsal Kitap boyunca devam eder. Tanrı halkına sürekli olarak Tanrı’nın buyrukları konusunda “dikkatli olunması” ve “özen gösterilmesi” gerektiği hatırlatılır. İsa bize Tanrı’nın Sözü’nü nasıl işittiğimize dikkat etmemizi söyler. Dünyasal kaygıların Tanrı’nın Sözü’nü boğabileceği konusunda bizi uyarır (Mar. 4:19). İmanlılar olarak birbirimizle ilgilenmeliyiz (1.Ko. 12:25). Mesih’in kilisesindeki ihtiyarlara ise Mesih’in sürüsüne çobanlık edip onlarla ilgilenme görevi verilmiştir (Elç. 20:28).

Bütün bu buyruklar, çocuklarıyla ilgilenen bir Tanrı bağlamında verilmiştir. O’nun büyük Kayıran olması bizim için büyük bir teselli kaynağı olmalıdır. Yasa’nın Tekrarı 11:12’de İsrail halkına mirasları hakkında şöyle denir: “Orası Tanrınız RAB’bin kayırdığı bir ülkedir. Tanrınız RAB orayı bütün yıl sürekli gözetir.” Kitabın sonunda Musa, Yeşu’ya görevi devrettiği konuşmasında Tanrı’nın halkına şöyle der:

RAB’bin payı kendi halkıdır
Ve Yakup soyu O’nun payına düşen mirastır.
Onu kurak bir ülkede,
Issız, uluyan bir çölde buldu,
Onu kuşattı, kayırdı,
Gözbebeği gibi korudu.” (Yas. 32:9–10)

Birisinin bakımından sorumlu olanların, sorumluluğun ağırlığını hissetmeleri ve bir başkasına sürekli bakmanın bitmek bilmeyen doğası altında ezilmeleri kolaydır. Tanrı’nın bunu anladığını bilmek büyük bir tesellidir. Mezmur yazarı şöyle der:

Kaygılar içimi sarınca,
Senin avutmaların gönlümü sevindirir. (Mez. 94:19)

Bakım gören kişiler arasında sıkça dile getirilen bir düşünce vardır: “Kimseye yük olmak istemiyorum.” John Stott, The Radical Disciple adlı kitabında bu konuya yardımcı olacak şekilde şöyle der:

Bazen yaşlı insanların, hatta daha iyisini bilmeleri gereken Hristiyanların bile şöyle dediğini duyuyorum: “Kimseye yük olmak istemiyorum. Kendime bakabildiğim sürece yaşamaya devam etmekten mutluyum, ama bir yük hâline gelir gelmez ölmeyi tercih ederim!” Ancak bu yanlıştır. Hepimiz başkalarına yük olmak üzere tasarlandık. Siz bana yük olmak üzere yaratıldınız ve ben de size yük olmak üzere yaratıldım. Ailenin yaşamı –buna yerel kilise ailesinin yaşamı da dâhil olmak üzere– “karşılıklı yük taşımanın” yaşandığı bir hayat olmalıdır.

Markos 4’te öğrenciler kendilerini aniden çıkan şiddetli bir fırtınanın ortasında bulurlar. İsa uyumaktadır ve öğrenciler bunun nasıl mümkün olabildiğini anlayamazlar. Onu uyandırıp şu soruyu sorarlar: “Mahvolmamıza aldırmıyor musun?” (Mar. 4:38 – Thomas Cosmades Çevirisi). Bu, Kutsal Kitap’taki en şaşırtıcı sorulardan biridir. İsa’nın yaratılışa girmesinin, hatta o teknede bulunmasının nedeni tam da aldırış etmesiydi (ilgilenmesiydi). O kadar çok ilgileniyordu ki, melekler tarafından yüceltildiği ve sonsuz mutluluğun tadını çıkardığı göksel yüceliğini bırakarak Acılar Adamı oldu; kederi tanıdı ve günahlarımızı, suçlarımızı Golgota’daki çarmıha taşıdı. O’na, “Aldırmıyor musun?” diye sormak, O’nun kim olduğunu ve ne yapmak için geldiğini tamamen yanlış anlamaktır.

Marta da Luka 10’da aynı soruyu sorar. Kız kardeşi Meryem İsa’nın ayakları dibinde oturup O’nu dinlerken kendisi mutfakta yoğun bir şekilde çalıştığı için bıkkınlık hisseden Marta şöyle der: “Kardeşimin beni hizmet işlerinde yalnız bırakmasına aldırmıyor musun? Ona söyle de bana yardım etsin” (Lu. 10:40). Marta’nın bu sorusu, Marta’nın İsa’nın ne yapmak için geldiğini ve önceliklerinin neler olduğunu kavrayamadığını gösterir. İsa’nın daha fazla ilgilenmesi mümkün değildir; O zaten en mükemmel şekilde ilgilenmektedir.

Tanrı’nın ilgisinin gerçeği, onu kendi yaşamımıza uygulamak için gayret göstermemiz gereken bir gerçektir. Siz Tanrı için bir yük değilsiniz; O sizi kayırır. Bu gerçeğin varlığımızın en derin noktalarına kadar işlemesine izin vermek bizi dönüştürecektir. Aden Bahçesi’nden beri doğal eğilimimiz, Tanrı’nın bizimle ilgilenmediğini düşünmektir.

İsa, bu dünyanın kaygılarının Tanrı’nın Sözü’nü boğduğunu söyler (Mar. 4:19). Bizi kusursuz ve derinlemesine anlayan İsa, bu dünyanın kaygılarının yüreklerimizi ağırlaştırabileceğini de bildirir (Lu. 21:34). Kutsal Yazılar birçok yerde bizi başkalarının düşüncelerine aşırı önem vermememiz konusunda uyarır. Bunun çaresi ise Tanrı’nın Sözü’nü işitmek ve ona iman etmektir.

Bizim için değerli olan şeylerle ve insanlarla ilgileniriz ve Tanrı da Oğlu’nda bizim değerli olmamız nedeniyle bizimle ilgilenir. Öyleyse bütün kaygılarınızı ve endişelerinizi O’na yükleyin; çünkü O sizi kayırır. Sarah Betts Rhodes’un yazdığı “Yeryüzünü Yaratan Tanrı” ilahisi bize şunu hatırlatır:

Oğlu’nu Golgota’da ölmek üzere gönderen Tanrı,
Ben O’na dayanırsam, beni kayıracaktır.

Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.
Paul Levy

Paul Levy

Rev. Paul Levy, Batı Londra'daki Ealing Uluslararası Presbiteryen Kilisesi'nin pastörüdür.