
İsa Mükemmel miydi?
03/09/2026Bilgelikte Nasıl Büyüyebilirim?
Kutsal Kitap bize, aralarında bilgelik ile akılsızlığın da bulunduğu, birbirini dışlayan şeylerle dolu bir dünyada yaşadığımızı öğretir. Bu ikisi, bireylerin yaşamlarını şekillendiren karşıt yolları temsil eder. Bilgelik yaşam yoluyla, akılsızlık ise ölüm yoluyla ilişkilendirilir.
Bilgelik çoğu zaman pratik bilgi ya da bilginin ustalıkla uygulanması olarak tanımlanır. Hristiyanlar olarak, Süleyman’ın sözlerini hatırlayarak bunu bir adım daha ileriye taşımamız gerekir: “RAB korkusudur bilginin temeli” (Özd. 1:7). Kutsal Kitap’a göre bilgelik, Tanrı bilgisinin yaşama uygulanmasıdır; başka bir deyişle, bilgelik, Tanrı’ya yaraşır bir yaşam sürme becerisidir.
Bu beceri yaşamın her alanında gereklidir. Sözlerimizde, ilişkilerimizde, ev yaşamımızda, mesleklerimizde, duygularımızda, cinselliğimizde, önderliğimizde, vatandaşlığımızda, planlarımızda ve kaynaklarımızı yönetme ve kullanma biçimimizde bilgelik sahibi olmalıyız. Gündelik yaşamımızda bilgelik gerektirmeyen hiçbir şey yoktur; çünkü amacımız, Tanrı’nın onuru ve yüceliği için her konuda ustalıkla yaşamaktır.
Peki, bilgelikte nasıl büyüyebiliriz? Belki herhangi bir beceride nasıl geliştiğimizi düşünmek yardımcı olabilir. Bir şeyi iyi yapmayı öğrenmek istediğimizde, bilinçli bir çaba, öğretim ve uygulama gerekir. Bilgelik becerisinde büyümek de farklı değildir.
Bilinçli Çaba
Bilgelik becerisi hem istediğimiz hem de aradığımız bir şeydir. Nihayetinde bilgelik, bize İsa Mesih’te verilen bir nimettir. Elçi Pavlus, İsa’da “bilginin ve bilgeliğin bütün hazinelerinin” saklı olduğunu söyler (Kol. 2:3). Rabbimiz bu bilgeliğe, seçilmişleri uğruna sahiptir; Pavlus’un başka bir yerde dediği gibi, “O bizim için tanrısal bilgelik … oldu” (1.Ko. 1:30). Tanrı’nın ailesine evlat edinilmiş olarak, İsa’da bize bilgelik vaat edilmiştir; bu da bize isteme konusunda güven ve cömert Tanrımız’ın vereceğine dair kesinlik sağlar (Yak. 1:5). Ne var ki bilgeliğin verilmesi, araçlardan bağımsız değildir.
Kutsal Kitap aynı zamanda bilgelikte büyümenin bilinçli çaba gerektirdiğini öğretir. Bilgelik ne doğuştan gelen bir özelliktir ne de yaşla birlikte kendiliğinden ortaya çıkar. Yine, bilge kral, onu aramamız gerektiğini söyler:
Gümüş ararcasına onu ararsan,
Onu ararsan define arar gibi,
RAB korkusunu anlar
Ve Tanrı [bilgisini bulursun]” (Özd. 2:4–5)
İsteyerek ve arayarak bilgelikte büyürüz: “Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız” (Mat. 7:7).
Tanrı Tarafından Öğretilmek
Bir beceride gelişmek öğretim gerektirir; bilgelik için de durum aynıdır. Bilgeliği Tanrı’nın Sözü’nden ve dünyasından öğreniriz. Kutsal Kitap şöyle der:
Çünkü bilgeliğin kaynağı RAB’dir.
O’nun ağzından bilgi ve anlayış çıkar. (Özd. 2:6)
Kutsal Yazılar’dan gelen öğretim birçok şekilde olur; ancak Kutsal Kitap sürekli olarak anne babaların çocuklarına bilgelik öğretmesinin değerini vurgular. Bu durum Süleyman tarafından açıkça örneklenmiştir; çünkü Süleyman’ın Özdeyişleri’nin ilk bölümü, bir babanın oğluna öğüt vermesi şeklinde kaleme alınmıştır. Süleyman şöyle der:
Çocuklarım, babanızın uyarılarına kulak verin.
Dikkat edin ki anlayışlı olasınız.
Çünkü size iyi ders veriyorum,
Ayrılmayın öğrettiğimden.
Ben babamın yanında küçük bir çocuk,
…Annemin körpecik tek yavrusuyken,
Babam bana şunu öğretti:
“Söylediklerime yürekten sarıl.” (Özd. 4:1–4)
Ayrıca çocukluğundan beri kendisini kurtuluşa götürecek bilgeliği kazandıran Kutsal Yazılar’ı bilen Timoteos’un örneğiyle de teşvik ediliriz (2.Ti. 3:15). Annesiyle büyükannesinin onu bu bilgelikte eğitirken, Timoteos’un onların verdiği öğretiye kulak verdiğini düşünmek için sağlam nedenler vardır (bkz. 2.Ti. 1:5).
Yaratılış da Tanrı’nın bilgeliği hakkında bizi eğiten bir kitaptır. Çünkü Bilgelik yaratılışta yer almıştır ve bu nedenle onun izi her yerdedir (Özd. 8:22–31). Süleyman’ın Özdeyişler’nin sonlarına doğru Agur’un şu sözleri dikkat çekicidir:
Dünyada dört küçük yaratık var ki,
Çok bilgece davranırlar. (Özd. 30:24–28)
Ardından karıncanın, kaya tavşanının, çekirgenin ve kertenkelenin bilgeliğinden söz eder. Yaratılışın küçük ve önemsiz görünen unsurları bile bize ustaca ve Tanrı’ya yaraşır bir yaşamın ilkelerini öğretir.
Bilgeliği Hayata Geçirmek
Hiçbir beceri, onu uygulamaya kararlı olmadıkça kazanılmaz ya da gelişmez. Süleyman şöyle demiştir:
Oğlum, unutma öğrettiklerimi,
Aklında tut buyruklarımı. (Özd. 3:1)
İşte bu yüzden bilgelik ve akılsızlık bir yol olarak tasvir edilir; yolun amacı üzerine basıp yürümektir. Eğer bilgelikte büyümek istiyorsak, yalnızca işitenler değil, aynı zamanda uygulayanlar olmalıyız. Bunu yaptıkça, ilerlememiz yavaş olabilir, ancak büyümemiz vaat edilmiştir:
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir,
Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.
Kötülerin yoluysa zifiri karanlık gibidir,
Neden tökezlediklerini bilmezler. (Özd. 4:18–19)
Bilgelikte büyümek, herhangi bir beceriyi öğrenmekten farklı değildir. Çok sıradan bir şekilde, onu bilinçli çabayla arar, Söz ve yaratılış aracılığıyla sürekli öğretim alır ve öğretilerini uygulamaya koyarız. Böylece İsa’nın lütfuyla gelecek dünyada mükemmel kılınana dek Tanrı’ya yaraşır bir ustalıkla yaşarız.
Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.
açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).


