İsa Göğe Yükselişinden Önce Hangi Vaadi Verdi?

09/07/2026

İsa Göğe Yükselişinden Önce Hangi Vaadi Verdi?

09/07/2026

“Mesih’te” Olmak Ne Anlama Gelir?

Bizi Mesih’te her ruhsal kutsamayla göksel yerlerde kutsamış olan Rabbimiz İsa Mesih’in Babası Tanrı’ya övgüler olsun. O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. Öyle ki, sevgili Oğlu’nda bize bağışladığı yüce lütfu övülsün. Tam bir bilgelik ve anlayışla üzerimize yağdırdığı lütfunun zenginliği sayesinde Mesih’in kanı aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk. Tanrı sır olan isteğini, Mesih’te edindiği iyi amaç uyarınca bize açıkladı. Zaman dolunca gerçekleştireceği bu tasarıya göre, yerdeki ve gökteki her şeyi Mesih’te birleştirecek.

Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik. Öyle ki, Mesih’e ilk umut bağlayan bizler, O’nun yüceliğinin övülmesi için yaşayalım. Gerçeğin bildirisini, kurtuluşunuzun Müjdesi’ni duyup O’na iman ettiğinizde, siz de vaat edilen Kutsal Ruh’la O’nda mühürlendiniz. Ruh, Tanrı’nın yüceliğinin övülmesi için Tanrı’ya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir. (Ef. 1:3–14)

İnsanlar size inancınız hakkında soru sorduklarında, kendinizi nasıl tanımlarsınız? “Ben Presbiteryen’im” ya da “Baptist’im” deme eğiliminde misiniz? Ya da belki “Episkopalyen’im” mi dersiniz? Yoksa sadece “Ben bir Hristiyan’ım” mı dersiniz.

Muhtemelen çoğumuzun aklına hiç gelmez; ama Yeni Antlaşma dönemindeki imanlılara kendilerini nasıl tanımladıklarını sorsaydık, büyük ihtimalle “Biz Hristiyan’ız” diye cevap vermezlerdi. Nitekim “Hristiyan” (Mesihçi) kelimesi Yeni Antlaşma’da yalnızca üç kez geçer. Öğrencilere ilk kez Antakya’da “Mesihçiler” (Hristiyanlar) adı verildi (Elç. 11:26). Daha sonra Kral Agrippa, Elçi Pavlus’a “Bu kadar kısa bir sürede beni ikna edip Mesihçi mi yapacaksın?” diye sorarken bu kelimeyi adeta küçümseyerek kullanır (Elç. 26:28). Yine daha sonra, Simun Petrus ilk mektubunda birinin “Mesih inanlısı” olduğu için acı çekmesinden söz eder (1.Pe. 4:16).

Bu üç bağlamda Hristiyan (Mesihçi) muhtemelen aşağılayıcı bir terimdir; hatta Müjde’ye karşı olanlar tarafından uydurulmuş bir “nefret dili” ifadesidir; tıpkı on yedinci yüzyılda “Püriten” teriminin olduğu gibi. Bugün köktenci kelimesinin bazen küçümseyici bir şekilde söylenmesi gibi, bu kelime de adeta küçümseyici şekilde söylenmiştir. Bunlar “nefret terimleri”dir. Eğer Hristiyan kelimesi ilk olarak bu şekilde yaygınlık kazandıysa, Elçilerin İşleri kitabında Luka’nın çoğunlukla “öğrenci” (örneğin Elç. 6:1; bundan çok daha fazla örnek vardır) kelimesini kullanması ya da zaman zaman imanlıları “Yol’un bir izleyicisi” olarak tanımlaması şaşırtıcı değildir (Elç. 9:2; 22:4; 24:14); çünkü onlar, “Yol … Ben’im” diyen Kişi’yi izliyorlardı (Yu. 14:6).

Ama Pavlus’a “Kendini nasıl tanımlıyorsun?” diye sorsaydınız, muhtemelen yukarıdakilerden hiçbirini söylemez, bunun yerine şöyle derdi: “Ben Mesih’te bir adamım.”

Gençlik yıllarımda, 2. Korintliler 12:1–10’u -yani Pavlus’un aldığı olağanüstü vahiylerden ve onu gururdan koruyan bedendeki dikenden söz ettiği bölümü- okuduğumu hatırlıyorum. Bu bölüme giriş yaparken Pavlus, bir zamanlar “Mesih’te bir adam” (Kitab-ı Mukaddes Çevirisi) tanıdığını söyler; bu adam Tanrı’nın harika lütfuna dair öylesine olağanüstü vahiyler almıştır ki, bunları başkalarına anlatmayı uygun görmez. O zamanlar kendi kendime, “Pavlus’un sözünü ettiği bu isimsiz ‘Mesih’te bir adam’ kim?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Belki de kavrayışım yavaştı; ama cevap yavaş yavaş kafama dank etti: Pavlus aslında kendisinden söz ediyordu! Çünkü kendisini tanımlama biçiminin temeli buydu. O, “Mesih’te bir adam”dı.

“Mesih’te” sözünü ve onun eşdeğer ifadelerini (örneğin “O’nda”) aklınızda tutun. Sonra Kutsal Kitap’taki Pavlus’un on üç mektubunu içeren altmış kadar sayfayı hızlıca gözden geçirin. “Mesih’te” ya da buna benzer ifadelerin seksenden fazla kez geçtiğini göreceksiniz. “Rab’de” (ya da bazen “Rab İsa’da”) gibi eşdeğer ifadeler ise bu sayıyı neredeyse iki katına çıkarır.

Eğer bunu daha önce hiç fark etmediyseniz, Pavlus’un bu ifadeleri ne kadar sık kullandığına şaşırabilirsiniz ve nasıl olur da bunlara şimdiye kadar dikkat etmediğinizi merak edebilirsiniz. Oysa Pavlus’un mektuplarını yıllarca, hatta onlarca yıl okumuş olmak, onun Hristiyan olmanın ne anlama geldiğini tanımlamak için temel olarak kullandığı bu ifadenin önemini fark etmeden de mümkündür.

Bu ifade -“Mesih’te”- bu sayfaların merkez temasını oluşturur. Kitabın sonuna geldiğinizde, hayatınızda okuduğunuz en uzun tek kelimelik açıklamayla karşılaştığınızı düşünebilirsiniz! Yine de bu sayfalar, bu zengin ve harika öğretinin yalnızca yüzeyini kazıyacaktır. Ama umarım bu çalışma, Kutsal Kitap’ın farklı açılarından bakarak “Mesih’te” olmanın ne anlama geldiğini görmeniz için sizi teşvik eder. Eğer O’na aitseniz, yaşamınızın her günü gerçekte ve özde kim olduğunuz budur; yani “Mesih’te” olan bir adam ya da bir kadınsınız.

Bir Yeni Antlaşma bilgini, The Godfather (Baba) filminde Mafya kelimesinin hiç kullanılmadığını, ancak filmin tamamının arka plan varsayımı olduğunu belirtmiştir.1 Benzer şekilde, “Mesih’te” ifadesi açıkça kullanılmasa bile, onun ifade ettiği gerçek, Pavlus’un Hristiyan yaşamı hakkında söylediği her şeyin temelini oluşturur. Dahası, bu gerçek, bireysel imanlıyı ya da bir topluluğu rahatsız eden birçok sorunun da çözümüdür.

Yeni Antlaşma, “Mesih’te” olmanın ne anlama geldiğini doğrudan tanımlamaz. Bunun önemini kavramanın en iyi yolu, bu ifadenin içerdiği gerçekleri açıklayan çeşitli metinler üzerinde düşünmektir. Burada temel görevimiz, “Mesih’te” olmanın önemine kendimizi tanıtmaktır. Bunu yapmanın en iyi yollarından biri de Pavlus’un Efesliler mektubunun birinci bölümünde bu ifadenin nasıl kullanıldığını dikkatle incelemektir.

1 Constantine R. Campbell, Paul and Union with Christ: An Exegetical and Theological Study (Zondervan, 2012), 24n4.

Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.

açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).

Sinclair B. Ferguson

Sinclair B. Ferguson

Dr. Sinclair B. Ferguson, Ligonier Hizmetleri'nde öğretim üyesi, Ligonier Hizmetleri başkan yardımcısı ve Reformed Theological Seminary'de Sistematik Teoloji Profesörüdür. Sojourners and Exiles dahil olmak üzere birçok Ligonier öğretim serisinin öğretmenidir. Aralarında The Whole Christ, Maturity ve Devoted to God's Church kitaplarının da bulunduğu birçok kitabın yazarıdır. Dr. Ferguson, Things Unseen adlı podcast'in de sunucusudur.