
Vaftiz Neden Önemlidir?
02/12/2025
Vaaz Neden Bir Lütuf Aracıdır?
12/12/2025Vaftiz Neden Bir Lütuf Aracıdır?
Bir keresinde, Hristiyan bir aile, merhum Dr. John Gerstner’e başvurarak yeni doğan çocuklarını vaftiz etmesini istemişti. Tören zamanı yaklaştıkça, çocuğun annesi, bebeğe tören için beyaz bir elbise alana kadar bekleyip bekleyemeyeceklerini sordu. Gerstner anneye beyaz elbisenin ne anlama geldiğini sordu. Anne, “Bebeğin masumiyetini sembolize etmek için” diye cevap verdi. Gerstner, “Eğer bebek masumsa, o zaman neden onu vaftiz ediyoruz?” diye sordu. Bu anekdot, vaftizin doğası hakkındaki yaygın kafa karışıklığının bir kısmını yansıtmaktadır.
Birçok kişi vaftizi sadece dinî ve törensel bir formalite olarak görmektedir. Diğerleri ise vaftizin her alıcıya kurtaran lütuf verdiğini öne sürerek vaftizin dışsal eylemine çok fazla etkinlik atfetmektedir. Gerçek şu ki, vaftiz hem basit hem de karmaşık bir eylemdir. Rab İsa tarafından öğrenciliğin bir işareti olarak tesis edilen, Üçlübirlik Tanrısı adına törensel yıkanma olması bakımından basittir. Doğasının, öznelerinin ve etkinliğinin kesin anlamı bakımından karmaşıktır. Vaftizin, Tanrı’nın halkının yaşamında nasıl işlediğini doğru bir şekilde anlamak için, öncelikle vaftiz eyleminin doğasını göz önünde bulundurmamız gerekir.
Vaftiz, eski antlaşmadaki karşılığı olan sünnet gibi, lütuf antlaşmasının bir işareti ve mührüdür (Rom. 4:11) ve Mesih’e iman yoluyla Tanrı’nın doğruluğunun kişiye sayılmasının vaat edildiğine işaret eder. Kutsal Ruh’un vaat ettiği yeniden doğuşa ve Mesih’in kanıyla temizlenmeye işaret etmesi nedeniyle bir işarettir. Tanrı’nın bu vaadin doğruluğunu iman edenlere ve onların çocuklarına onayladığının bir mühürdür. Hristiyan vaftizi, Tanrı’nın antlaşma vaatlerinin ilahi olarak atanmış bir işareti ve mührüdür. Bu da vaftizi bir lütuf aracı hâline getirir.
Vaftizi bir lütuf aracı olarak değerlendirirken, öncelikle bunun ilahi bir eylem olduğunu kabul etmeliyiz. Üçlübirlik Tanrısı, bu işareti ve mührü yeni antlaşmada halkına uygular. Birçok kişi yanlış bir şekilde vaftizi, her şeyden önce, kendilerinin yaptıkları bir şeyin işareti (yani, Mesih’e kişisel imanlarının bir işareti) olarak görmektedir. Buna göre, birçok kişi vaftizden “içsel bir iman itirafının dışsal bir işareti” olarak söz eder. İmanlılar ve onların çocukları İsa’ya itaat ederek öğrenciliğin bir işareti olarak vaftiz olurken (Mat. 28:18-20; 1.Ko. 7:14), antlaşma işareti, her şeyden önce, kendimizin yaptığı bir şeye işaret etmez. Aksine, Tanrı’nın Ruh aracılığıyla Mesih’te yapmayı vaat ettiği şeye işaret eden bir işarettir. Vaftizin bir lütuf aracı olarak nasıl işlev gördüğünü anlamak istiyorsak, bu konuda oturmuş bir anlayışa varmak hayati önem taşımaktadır.
Vaftiz, yeni antlaşma topluluğuna kabul edilme işaretidir. Bir birey vaftiz işaretini aldığında, Tanrı onu görünür kilisenin sınırları içine sokar. Bu şekilde dünyadan ayrılırlar ve Söz hizmeti, sakramentler ve disiplin altında birlikte yaşayan bir ibadet topluluğunun üyeleri hâline gelirler. Bu, vaftiz olan herkesin bu işaret ve mühürde sergilenen lütfa sahip olduğu anlamına gelmez. Bir kişinin işarete sahip olması ve işaret edilen şeye sahip olmaması tamamen mümkündür. Bu, Büyücü Simun’la ilgili anlatılanlardan da anlaşılmaktadır (Elç. 8:9-24). Bununla birlikte, yeni antlaşmadaki diğer bir işaret ve mühür olan Rab’bin Sofrası gibi, vaftiz de boş bir işaret değildir. Tanrı’nın lütfunu, gerçekten ait olduğu kişilere, yani seçilmişlere verir. Westminster İman İkrarı’nda (28.6) belirtildiği gibi,
Vaftizin etkisi, uygulandığı ana bağlı değildir; ancak buna rağmen doğru bir şekilde yapıldığında, vaadedilen lütuf, Tanrı iradesinin bilgeliği uyarınca ve O’nun belirlediği zamanda kişiye yalnızca sunulmakla kalmaz, fakat Kutsal Ruh tarafından gerçekten sergilenip, (ister yetişkin ister bebek olsun) bu lütfun sahibi olan kişiye verilir.
Westminster Kurulu üyeleri, vaftizin etkinliğine ilişkin bu doktrinsel formülasyonlara birkaç önemli uyarı eklemiştir. İlk olarak, vaftizin etkinliğinin, uygulandığı ana bağlı olmadığını açıklarlar. Sakramentler onları alan herkese otomatik olarak lütuf bahşetmez. İkinci olarak, vaftiz sakramentinin sadece Kutsal Ruh’un çalışmasıyla lütuf verdiğini belirtirler. Kutsal Ruh, egemen bir şekilde ruhsal olarak yeniden doğuşu ve aydınlanmayı bahşetmedikçe, Söz ve sakramentler Tanrı’nın lütfunu bireylere aktarmayacaktır. Üçüncüsü, vaftizin etkinliği sadece “(ister yetişkin ister bebek olsun) bu lütfun sahibi olan kişiye” yöneliktir. Westminster belgeleri, sakramentte Tanrı’nın lütfunun sadece seçilmişlere verildiğini belirtirler.
Bir lütuf aracı olarak vaftiz, Kutsal Ruh’un egemen yeniden doğdurması sayesinde seçilmişlerin yaşamlarında etkili olur. Bu durum “ister yetişkin ister bebek olsun” bir bireyin yaşamında ortaya çıkabilir. Ancak bu yeniden doğuş, Tanrı’nın Ruhu’nun özgür ve karşılıksız çalışmasıyla seçilmişlerin yüreklerinde gerçekleşir. Eğer bir kişi bebekken Üçlübirlik Tanrısı’nın adıyla vaftiz edilmiş, fakat kurtaran iman ve tövbeye ancak yetişkin olduğunda gelmişse, onun için “vaftizinin tövbesiyle birlikte etkili hâle geldiğini” söylemek doğru olur; ancak bu, tövbe ve iman nedeniyle değil, çarmıha gerilen ve dirilen Mesih’in işini ruhlarına uygulayan Tanrı’nın Ruhu’nun lütufkar işi nedeniyle gerçekleşir.
Bu makale “Hristiyan Öğrenciliğinin Temelleri” serisinin bir parçasıdır. Orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.
açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).


