
İbraniler Hakkında Bilmeniz Gereken 3 Şey
16/06/2026
Tanrı’nın Gazabı Nedir?
23/06/2026İnsan Doğası Temelde İyi midir Yoksa Tamamen Günahlı mıdır?
İnsanların doğaları gereği temelde iyi olduğu düşüncesi, Adem’in günahının yalnızca Adem’i etkilediğini savunan eski Pelagiusçu sapkınlığın bir yankısıdır. Bu görüşe göre insan doğası Adem’in düşüşünden etkilenmemiştir. Kutsal Yazı ise bunun tersini öğretir ve Adem’in günahının doğal yoldan doğan bütün soyunu etkilediğini bildirir (Rom. 5:12–14). İnsanlar doğaları gereği “gazap çocukları”dır (Ef. 2:3). Bu ifade, (lütuf doktrinlerinden biri olan) tamamen yozlaşmışlık doktrinini ifade eder. Başka bir deyişle günah hepimizi (İsa hariç) yürek, zihin, beden ve can bakımından yozlaştırmıştır. Bu öğreti hem Eski Antlaşma’da hem de Yeni Antlaşma’da tekrar tekrar görülür (örn. Yar. 6:5; Mez. 14:1–3; 143:2; Vai. 7:20; Yşa. 64:6; Mar. 7:18–23; Rom. 1:21–32; 3:10–18, 23; 8:5–8; Gal. 4:3; Ef. 2:1–3; 4:17–19; Tit. 3:3).
Kutsal Yazı insanların Tanrı’nın suretinde yaratıldığını öğrettiği (Yar. 1:26–27) ve Tanrı’nın yarattığı her şeyin iyi olduğunu söylediği (31. ayet) için Hristiyanlar bazen kafa karışıklığı yaşayabilir. Eğer Tanrı’nın yarattığı her şey iyiyse ve insan doğasını da Tanrı yarattıysa, o hâlde insan doğası zorunlu olarak iyi değil midir? Evet. İlk yaratıldığında insan doğası iyiydi. Ancak insan doğasının bir parçası da insan iradesidir. İlk insanlar, yaratılmış iradelerini Tanrı’nın iradesiyle mükemmel bir şekilde uyumlu hâle getirme —yani O’na itaat etme— sorumluluğuna sahipti. Fakat onlar Tanrı’ya itaatsizlik ettiler. Şeytan gibi onlar da iradelerini adeta Tanrı’nın iradesine dik olacak şekilde çevirdiler ve böylece dünyaya ve kendi doğalarına günahı ve sefaleti soktular. Başka bir deyişle günah işlediler. Bunu yaptıklarında insan doğası bozuldu ve yozlaştı. Benzer benzeri doğurur; bu yüzden artık bütün insanlar yozlaşmış ve düşmüş bir insan doğasıyla doğmaktadır. İnsanlar artık günahın köleleri olarak doğarlar.
Bu nedenle “herkes biraz günah işler” iddiası da yanlıştır. Kendimizi genellikle diğer insanlarla karşılaştırarak ölçeriz ve karşılaştırma yapmak için en kötü örnekleri seçmeyi severiz. Kendimizi Adolf Hitler, Joseph Stalin ya da Mao Zedong gibi insanlarla karşılaştırmayı severiz. Ölçü, milyonlarca insanı öldürmekten kaçınmak olduğunda kendimiz hakkında iyi hissetmek kolaydır. Fakat Tanrı’nın Sözü’nün günahı ölçtüğü standart bu değildir. Standart, Tanrı’nın iradesidir ve gereklilik o iradeye kusursuz itaattir. “Yasa’nın her dediğini yerine getirse de tek konuda ondan sapan kişi bütün Yasa’ya karşı suçlu olur” (Yak. 2:10; bkz. Gal. 3:10). Asıl soru şu değildir: Bugün milyonlarca insanı öldürmekten kaçındın mı? Asıl soru şudur: Bugün Tanrın Rab’bi “bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla” kusursuz biçimde sevdin mi ve “komşunu kendin gibi” kusursuz biçimde sevdin mi (Mat. 22:37–39)? Bunu mükemmel şekilde yapmada ne kadar sık başarısız oldunuz? Bu sadece “biraz” mıydı? Hayır. Bunu pek çok kez başaramıyoruz ve bu da çok kez günah işlediğimiz anlamına gelir. İşte bu yüzden İsa Mesih’in kusursuz doğruluğuna ihtiyacımız vardır. Yasayı kusursuz biçimde yerine getirmiş olan tek Kişi O’dur.
Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.
açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).


