İşler Antlaşması
10/03/2026
Kutsal Ruh’un Tarihteki İşi
17/03/2026
İşler Antlaşması
10/03/2026
Kutsal Ruh’un Tarihteki İşi
17/03/2026

Kilisede Önderlik

Pavlus’un bir Elçi olduğu ve bizim olmadığımız doğrudur. Bununla birlikte Pavlus bir hizmetkârdı ve kilisede hizmet edenler de hizmetkârlardır. Hristiyan önderliğinde emek veren herkes ile Elçi Pavlus arasında bir bağlantı vardır ve bundan dolayı ondan teknikler, yöntemler ve öncelikler hakkında bir şeyler öğrenebiliriz.

Pavlus 1. Korintliler 2:1-5’te şöyle yazmıştır:

Kardeşler, Tanrı’yla ilgili bildiriyi duyurmak için size geldiğimde, söz ustalığıyla ya da üstün bilgelikle gelmedim. Aranızdayken, İsa Mesih’ten ve O’nun çarmıha gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım. Size zayıflık ve korku içinde geldim, tir tir titriyordum! Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh’un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu. Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı gücüne dayansın.

Pavlus, Korintlilere “söz ustalığıyla ya da üstün bilgelikle” yaklaşmadığını söylemiştir; başka bir deyişle Pavlus şöyle diyordu: “Size geldiğimde sizi etkilemeye çalışmadım. Size üstünlük taslayarak gelmedim. Önderlik konumumu kibir ya da kendini yüceltme bağlamında kullanmadım.” Tanrı’ya yaraşır hizmet ve önderliğin ilk ilkesi bu olmalıdır: Ne konuşmamızda, ne tavırlarımızda, ne de tutumumuzda üstünlük taslamamalıyız. Pavlus’un bilgi, yetenek ve kişilik gücü bakımından üstün olduğu tartışmasızdır; ancak üstün biri olarak görünmemiştir. Nitekim kendisinin de açıkladığı üzere, hizmetini zayıflık bağlamında sürdürmüştür.

“Aranızdayken, İsa Mesih’ten ve O’nun çarmıha gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım” (1.Ko. 2:2). Burada Pavlus’un bir ölçüde abartılı konuştuğu söylenebilir; zira çarmıh dışında pek çok başka konudan da söz etmiştir. Tüm teolojinin kapsamından, Tanrı’nın bütün isteğinden bahsetmiştir. Ancak öncelikleri ve merkezî odağı açısından, söylediği her şeyi belirleyen şey Mesih ve O’nun çarmıha gerilişiydi. Başka hiçbir şeyi bilmemeye kararlıydı; burada “bilmek” diye tercüme edilen Grekçe sözcük, yalnızca zihinsel bir anlayışı değil, aynı zamanda içten ve derin bir kavrayışı da ifade eder. Pavlus, Mesih’i tanımak istiyordu ve Mesih bilgisi onu önderlik konumuna sevk eden güçtü.

3. ayet, Pavlus’un bir hizmetkâr, çoban ve Hristiyan önder olarak başarısının anahtarıdır: “Size zayıflık ve korku içinde geldim, tir tir titriyordum.” Pavlus, ne hizmet yapıyor olursa olsun, hizmet ettiği insanların zayıflıkları, korkuları ve titremeleriyle sürekli olarak özdeşleşiyordu. Hristiyan önderliğinde grup dinamikleri açısından sıklıkla ortaya çıkan bir soru, önderlik eden kişilerin önderlik konumuna ilişkin korkularını ve kaygılarını gizlemeleri gerekip gerekmediğidir. Her şey kontrol altındaymış gibi davranıp sorun yokmuş izlenimi mi vermelidirler? Yoksa kendilerini savunmasız mı bırakmalıdırlar?

Bu soru her zaman cevaplaması zor bir sorudur. Elbette bir gösterinin parçası olmaya ya da her şey kontrol altındaymış gibi davranmaya çağrılmıyoruz. Bu tamamen sahtekârlıktır. Öte yandan bu, bir grubun önderinin bir toplantıyı yönetirken yaşadığı her türlü kaygı ve korkuyu ayrıntılarıyla dile getirmesi gerektiği anlamına da gelmez. Bu noktada, birlikte olmanın amacı yok olur; çünkü ortam, önderin tüm güvensizliklerini ve kaygılarını boşalttığı bir yer hâline gelir. İnsanlarla zayıflık ve korku içinde birlikte olmak bu demek değildir, ancak dürüstlük temelinde önderlik etmeye bir çağrı vardır. Önderlerin, olmadıkları bir şeymiş gibi davranmamaları ve kendilerine uygun olmayan bir rolü oynamamaları yönünde bir çağrı söz konusudur.

Tanrı sizi bir önderlik konumuna yerleştirdiyse, sizi elbette gelişmeye devam etmeniz için oraya yerleştirmiştir; fakat aynı zamanda sizi, şu anda olduğunuz kişi olarak o konuma çağırmıştır. Eğer Tanrı, takdiri gereği bu çağrının arkasındaysa, sizi şu anda sahip olduğunuz armağanlar, yetenekler ve kabiliyetlerle çağırmaktadır. Bu anlamda, olmadığınız bir şeymiş gibi davranmak zorunda değilsiniz. Tanrı sizi olduğunuz hâlinizle çağırır. Orada kalmanızı istemez; büyümenizi, ilerlemenizi, gelişmenizi ister. Ancak bu ilerleme, yetersizlikleriniz konusunda kaygıya kapılmadan, gerginlik yaşamadan gerçekleşmelidir.

Pavlus başka bir yerde şöyle demiştir: “İşte, Mesih’in gücü içimde bulunsun diye güçsüzlüklerimle sevinerek daha çok övüneceğim” (2.Ko. 12:9). Pavlus’un zihninde her zaman diri tuttuğu gerçek şuydu: Sahip olduğu tek güç, sunduğu tek armağan, kaynağını kendisinde değil, yalnızca Mesih’te bulan güçler, armağanlar ve yeteneklerdi. Bu, her türlü önderlik konumundaki kişi için büyük bir tesellidir. Ancak Pavlus, insanlara hizmet ederken öncelikle kendi zayıflıkları, yetersizlikleri ve korkularıyla ilgilenmiyordu. Daha çok başkalarının korkuları ve zayıflıklarıyla ilgileniyordu; bence bu, bir Hristiyan önderin ayırt edici bir özelliğidir.

Pavlus Korintlilerle birlikte emek verirken şöyle demiştir: “Size zayıflık ve korku içinde geldim, tir tir titriyordum” (1.Ko. 2:3). Başka bir deyişle Pavlus, hizmet ettiği kişilerin korkularına, zayıflıklarına ve titremelerine dahil olmakla ilgileniyordu. Bu, yalnızca bir Elçi ya da atanmış bir pastör için değil, Hristiyan önderlik konumunda olan herkes için geçerli olmalıdır. Bu, duyarlılık demektir. Bu, dinlemek demektir. Bu, önderlik ettiğiniz insanlara dikkatinizi vermek demektir. Onların nerede olduklarını, nerede acı çektiklerini, zayıflıklarının ve korkularının nerede olduğunu işitmek ve bunlara karşı hassas olmak demektir.

Mesih’in zihniyle donatılmış ve Kutsal Yazılar’ı bilen bir kişi, insan varoluşunun temel sorunlarıyla baş edebilmelidir. Eğer bu doğru değilse, Hristiyanlığın söyleyecek pek bir şeyi yok demektir. Müjde, insanın bütününü kapsayan bir iyileştirme Müjdesi değilse, o zaman Müjde değildir.

Uyarma, teşvik etme, bina etme, teselli etme, avutma ve güçlendirme görevi tüm kiliseye verilmiştir; bu yüzden Pavlus, imanlıları birbirlerini teşvik etmeye, uyarmaya, eğitmeye, yönlendirmeye ve öğüt vermeye çağırmıştır. Hristiyanlık, pastörlük hizmetinde olmayan tüm imanlıların hizmete dâhil olmasını varsayar ve bunu buyurur; ancak Amerika’da bunu büyük ölçüde yitirmiş bulunuyoruz. Yeni Antlaşma’nın öğretisi bu olmadığı hâlde, kilisede pastör-merkezli önderlik anlayışına yanlış bir şekilde tutunuyoruz. Tanrı, birbirimizle ilgilenmemiz için gerekli kaynakları bize verdiği için, her Hristiyan bu sorumluluğa sahiptir.

Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.

açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).

R.C. Sproul
R.C. Sproul
Dr. R.C. Sproul Ligonier Hizmetlerinin kurucusu, Sanford, Florida'daki Saint Andrew's Şapeli'nin ilk vaizi ve eğitim hizmetkârı olup, aynı zamanda Reformation Bible College'ın ilk başkanı ve Tabletalk dergisinin genel yayın yönetmeniydi. Renewing Your Mind adlı radyo programı hâlen dünya çapında yüzlerce radyo istasyonunda her gün yayınlanmakta ve internet üzerinden de dinlenebilmektedir. Dr. Sproul, aralarında Türkçeye de tercüme edilmiş olan Tanrı'nın Kutsallığı, Tanrı'nın Seçimi ve Everyone's a Theologian'ın da bulunduğu yüzden fazla kitap yazmıştır. Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığını ve Tanrı'nın halkının O'nun Sözü üzerinde imanla durması gerektiğini açıkça savunmasıyla dünya çapında tanınmıştır.