Yaşama Götüren Tövbe
05/02/2026
Değişen Bir Dünyada Değişmeyen Hakikat
12/02/2026
Yaşama Götüren Tövbe
05/02/2026
Değişen Bir Dünyada Değişmeyen Hakikat
12/02/2026

Gurbette Yaşayan Halk

Evde olmanın farklı bir tadı var, değil mi? Her seyahatimde bunu hatırlıyorum. Bu yazıyı yazdığım sırada, Ligonier’in Karayipler’deki öğretiş gezisinden döneli henüz birkaç hafta olmuştu. Ligonier’in dostları ve destekçileriyle harika bir çalışma ve paydaşlık zamanı geçirdik; bunların birçoğu muhtemelen şu anda bu yazıyı okuyordur. Geziden çok keyif almama rağmen eve dönmek beni mutlu etti. Her seyahatimde aynı şeyi hissediyorum. Vatanımı seviyorum ve bereketli geçen bir yolculuğun ardından Amerika Birleşik Devletleri’ne geri dönmekten mutluluk duyuyorum.

Amerika’ya geri dönmekten memnun olsam da, itiraf etmeliyim ki ülkeme döndüğümde aslında başka bir yeri özlüyorum. Günün sonunda, Amerika Birleşik Devletleri benim için gerçek evim olan göksel şehre giden yolda dinlenebileceğim bir handan başka bir şey değildir. Bir Hristiyan olarak biliyorum ki, Kurtarıcım olan Mesih’in yanında, cennette olana dek gerçekten evimde olmayacağım. Eski bir ilahi bunu güzel ifade ediyor: “Bu dünya benim evim değil… Ben sadece oradan geçiyorum.”

Tanrı’nın halkı her zaman “gurbette yaşayan bir halk” olmuştur. Mısır’dan çıkıştaki eski antlaşma kilisesinin yasası, eski İsraillilere gurbetçi (yolcu) ve konuk isimlerini vermiştir. Çölde yarı göçebe bir hayat yaşayan bu insanların kendilerine ait kalıcı bir yerleri yoktu. Tapınmaları için kullandıkları yer bile bir çadırdı; Tanrı’nın İsrail’e hareket etmelerini emrettiği zaman sökülmesi, yeni bir kamp kurduklarında yeniden kurulması gereken bir çadır, yani konuttu. Daha sonra Yuhanna, beden almayı tasvir ederken bu temayı ele alır. Tanrı’nın Sözü “insan olup aramızda yaşadı” (Yu. 1:14) derken kullanılan yaşadı kelimesi, kökeni “çadır” veya “konut” anlamına gelen Grekçe bir kelimedir. Mesih kelimenin tam anlamıyla aramızda “çadırını kurdu” veya “konut kurdu”.

Bu nedenle, Mesih, Kutsal Yazılar’da bize açıklanan nihai Gurbetçi’dir. Beden alışında, bizim için gökteki evini bırakıp en yüce Gurbetçi oldu. İbrahim, İshak ve Yakup’un çocuklarıyla birlikte gökteki evlerine doğru yolculuk etmek için bu dünyaya geldi.

İbraniler 11:13 bunu şöyle ifade eder: Eski antlaşmanın kutsalları, vaatleri uzaktan görüp “yeryüzünde yabancı ve konuk olduklarını açıkça kabul ettiler.” Musa, İbrahim ve diğerleri, Tanrı’nın kendilerine vaat ettiği göksel evi arayarak imanla yeryüzündeki evlerinden ayrıldılar. “Onlar daha iyisini, yani göksel olanı arzu ediyorlardı. Bunun içindir ki, Tanrı onların Tanrısı olarak anılmaktan utanmıyor. Çünkü onlara bir kent hazırladı” (İbr. 11:16).

İbraniler 11’deki iman kahramanları eski antlaşma imanlılarını anlatıyor olsa da, Tanrı halkının gurbet yolculuğu Kenan’a yerleşince, Yeruşalim fethedilince veya sürgünden döndüklerinde sona ermedi. Hristiyan kilisesi gurbette yaşayan bir halktır. Elçi Petrus açıkça şöyle söylemektedir: “Sevgili kardeşler, size yalvarırım, cana karşı savaşan benliğin tutkularından kaçının. Çünkü bu dünyada yabancı ve konuksunuz” (1.Pe. 2:11). Biz hâlâ kutsal şehri ve göksel Yeruşalim’i bekliyoruz. Bizim için yapılmış olan evimiz orasıdır. “İşte, Tanrı’nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O’nun halkı olacaklar, Tanrı’nın kendisi de onların arasında bulunacak” (Vah. 21:3).

Cennetin bu tarafında, Rab bize birçok yolla, özellikle de toplu ibadet için bir araya geldiğimizde, göksel evimizin bir görüntüsünü verir. Bu deneyimi kendi kilisem olan Saint Andrew’s Chapel’da yaşıyorum; her Rab’bin Günü’nde bir araya gelip dünyevî olandan kutsal olana adım atıyoruz. Ama bunu yabancı ülkelerde ibadet ederken de yaşıyorum.

Yaklaşık yirmi yıl önce, Komünist rejim döneminde Hristiyan Müjde hizmetkârlarına kapalı olan fakat rejimin çöküşünden sadece birkaç yıl sonra açılmış olan Doğu Avrupa ülkelerine vaaz vermek ve öğretmek için seyahat ettim. Bir pazar sabahı Transilvanya’daki bir kilisede vaaz verme fırsatım oldu ve topluluğa baktığımda, yıllarca ilkel aletlerle toprakta çalışmanın getirdiği kırışıklıklarla dolu birçok yaşlı kadın gördüm. Baştan aşağı siyah giyinmiş olmalarına rağmen -siyah etekler, siyah bluzlar ve siyah babuşkalar- yine de üzerlerinde bir dinginlik vardı. Neredeyse melek gibi görünüyorlardı. Bu kadınlar vaazımı dikkatle dinliyorlardı ve bazen yanaklarından bir damla yaşın süzüldüğünü bile görüyordum.

Orada dururken vaazlarımın onların ana dili olan Romenceye çevrildiğini duydum ve olanlara hayret ettim. Onlarla gerçek bir yakınlık hissettim; bu dünyaya ait olmayan bir bağdı bu. Hiçbir ortak noktamız yoktu. Farklı diller konuşuyor, farklı kültürlerden geliyor, farklı geleneklere uyuyor ve bizi birbirimize bağlayacak hiçbir şey taşımıyorduk. Ama bizi birbirimize bağlayan kutsal bir bağ vardı; Tanrı Sözü’ne duyduğumuz ortak sevgi. Hepimiz göğün vatandaşlarıydık; bu dünyadan farklı coğrafyalarda geçip gidiyor, fakat Mesih’teki ortak birliğimizden doğan derin bir birlik taşıyorduk. Ben ve o köylü kadınlar, göksel ülkeye doğru ilerleyen gurbetçilerdik.

Tanrı bu dünyada ve dünyasal evlerimizde bize birçok lütuf vermektedir. Bununla birlikte, “bu dünya [bizim] evimiz değil . . . “[biz] sadece oradan geçiyoruz.”

Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.

açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).

R.C. Sproul
R.C. Sproul
Dr. R.C. Sproul Ligonier Hizmetlerinin kurucusu, Sanford, Florida'daki Saint Andrew's Şapeli'nin ilk vaizi ve eğitim hizmetkârı olup, aynı zamanda Reformation Bible College'ın ilk başkanı ve Tabletalk dergisinin genel yayın yönetmeniydi. Renewing Your Mind adlı radyo programı hâlen dünya çapında yüzlerce radyo istasyonunda her gün yayınlanmakta ve internet üzerinden de dinlenebilmektedir. Dr. Sproul, aralarında Türkçeye de tercüme edilmiş olan Tanrı'nın Kutsallığı, Tanrı'nın Seçimi ve Everyone's a Theologian'ın da bulunduğu yüzden fazla kitap yazmıştır. Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığını ve Tanrı'nın halkının O'nun Sözü üzerinde imanla durması gerektiğini açıkça savunmasıyla dünya çapında tanınmıştır.