Değişen Bir Dünyada Değişmeyen Hakikat
12/02/2026
İsa’nın Dualarının Tesellisi
19/02/2026
Değişen Bir Dünyada Değişmeyen Hakikat
12/02/2026
İsa’nın Dualarının Tesellisi
19/02/2026

Hakimlerden Öğrenmek

Tarihin bazı dönemleri, bana göre, tüm tarihin seyri açısından özellikle öğretici niteliktedir. Yani bazen geçmişteki belirli bir zaman dilimine odaklanabilir, insanlık tarihinin tamamının o dönemi nasıl tekrar ettiğini gözlemleyebilir ve oradan bugün ne yapmamız gerektiğine dair dersler çıkarabiliriz. Bu öğretici dönemlerden biri de İsraillilerin hâkimler dönemidir. Hakimler ve Rut kitaplarında ve 1. Samuel kitabının ilk bölümlerinde anlatılan bu dönem, yaklaşık 350 yıllık bir dönemi kapsar. Bunun ne kadar geniş bir zaman dilimini temsil ettiğini anlamak için, 17. yüzyılın ortalarındaki Amerika’yı düşünün. Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın 125 yıl öncesinden günümüze kadar Amerika’da yaşanan tüm tarihi düşünün. Bu, hâkimler döneminin kapsadığı zaman dilimiyle aynıdır.

Yaklaşık üç buçuk asır süren bu dönemde İsrail’de ne bir kral ne de ulusun tek bir önderi vardı. İsrail, Kenan diyarında oymaklardan oluşan bir yapı içerisinde yaşıyor, Tanrı’nın kriz zamanlarında ortaya çıkardığı ve belirli görevleri yerine getirmeleri için yetkilendirdiği kişilerin ardışık önderliği altında bulunuyordu. Kutsal Ruh’un gücü altında Şimşon, Filistlilere karşı büyük bir fiziksel güç sergiledi. Debora ve Barak, kötü Kral Yavin’i yenmek için meshedildiler. Ve bunun gibi başka örnekler de vardır.

Hâkimler döneminin tüm tarih akışı için öğretici olduğuna inanmamın nedeni, bu 350 yıl boyunca gördüğümüz örüntüdür. Hâkimler kitabı bize, bu dönem boyunca İsraillilerin kendilerini defalarca şu şekilde başlayan bir döngünün içinde bulacağını anlatır: “İsrailliler RAB’bin gözünde kötü olanı yaptılar.” Ve Hâkimler kitabında bu ifadeyi her okuduğumuzda, Tanrı’nın İsrail’in düşmanlarını -Midyanlıları, Filistlileri, Moavlıları ve diğerlerini- halkına karşı birer cezalandırma aracı olarak harekete geçirdiğini görüyoruz. Bu putperest uluslar İsraillilere baskı yapar, bunun üzerine İsrailliler yardım için yakarır ve günahlarından tövbe ederlerdi. Ardından Tanrı, Kutsal Ruh’un gücü altında İsrail’in düşmanlarını yenecek ve kurtuluş sağlayacak bir hâkim ortaya çıkarırdı. Bir Kutsal Kitap bilgini bu süreci sapma, cezalandırma, tövbe ve kurtarma döngüsü olarak adlandırır. Hâkimler kitabında kaydedilen büyük günahlara her geri dönüşün ardından Tanrı’nın kendi halkına karşı yargısını ve gazabını döktüğü cezalandırıcı adaleti vardır. Tanrı’nın bu cezalandırıcı adaletinin ağırlığı altında, insanlar tövbeye getirilir ve içinde bulundukları durumdan feryat eder ve Tanrı tarafından kurtarılmayı beklerler; Tanrı da onları kurtarır.

İsrail’in hâkimler dönemindeki günahının korkunç tarihi, halkın daha önce vermiş olduğu sözle (vaatle) çelişir. Yeşu, ölümünden hemen önce halkı Rab’le olan antlaşmalarını yenilemek üzere bir araya getirdiğinde, İsrailliler biri olumlu, biri olumsuz olmak üzere iki şey için söz verdiler (vaatte bulundular). Olumlu olarak Tanrı’ya itaat edeceklerine dair söz verdiler. Olumsuz olarak ise O’nu bırakıp putlara yönelmeyeceklerine dair söz verdiler.

Bu durum, Tanrı’nın iman atalarına defalarca verdiği vaatler ışığında son derece önemlidir. Örneğin, Tanrı Yakup’a şu vaatte bulunmuştu: “senden ayrılmayacağım” (Yar. 28:15). Tanrı’nın kendisiyle antlaşma ilişkisi içinde olanlara verdiği bu vaat, Kutsal Yazılar’ın temel temalarından biridir. Hâkimler kitabı, Tanrı’nın halkını terbiye ederken, aslında sevdiği çocuklarını terbiye ettiğini doğrular. Bir süreliğine terk edilmiş gibi hissetseler de Tanrı onları bütünüyle terk etmemiştir.

Ne var ki kayıtlar, halkın O’nu terk ettiğini göstermektedir. İşte İsrail’in Tanrısı, yani antlaşmanın Tanrısı ile halkı arasındaki büyük fark budur. Tanrı bizi terk etmez; fakat biz O’nu terk etmeye meyilliyizdir. Hâkimler döneminde Tanrı’yı terk etmelerine neden olan şey, İsraillilerin komşuları gibi olma yönündeki büyük arzularıdır. Tanrı onları bu dünyaya uymamaya çağırmıştı. Tanrı onları kutsal bir ulus olmaya çağırmıştı. Tanrı onları Tanrı’ya yaraşır bir yaşam sürmeye ve putperestlikten kaçmaya çağırmıştı; fakat o günlerde bu pek rağbet gören bir şey değildi. Kilise tarihi boyunca da çoğu zaman rağbet görmemiştir. Ve şüphesiz ki bugün de pek rağbet görmemektedir.

Tanrı’nın halkı, Kutsal Kitap tarihi boyunca sapma, cezalandırma, tövbe ve kurtarma döngüsünü tekrar tekrar yaşadı. Ve söylemeliyim ki, kilise de son iki bin yıl boyunca benzer bir döngüye tanıklık etmiştir. Ama biz bugün kilise hayatında böyle şeylerin olamayacağını düşünme eğilimindeyiz. Tanrı’yı terk eden bir halkın üzerine Tanrı’nın felaket getirmeyeceğine inanarak, Tanrı’nın eylemlerindeki bu tekrar eden örüntüyü görmezden geliyoruz. Oysa İsrail’in Tanrısı, hem bereketi hem laneti, hem refahı hem felaketi vaat eden bir Tanrı’dır. Kilise dünyaya benzediğinde, Rab’be sadakatsiz olduğunda sıkıntı yaşamasına şaşırmamalıyız. Elbette bazen kilise, sadakati nedeniyle acı çeker; çünkü karanlığın güçleri, Müjde’nin dönüştürücü ilerleyişine düşmanlıkla karşılık verir. Ancak başka zamanlarda kilise, yaygın ve sürekli sadakatsizlik yüzünden acı çeker. Bu, hâkimler döneminde yaşandı ve bugün de yaşanabilir.

Bununla birlikte, Hâkimler kitabında İsrailliler tövbe ettiklerinde Tanrı’nın onları kurtardığını okuruz. Tanrı’nın antlaşma halkı ne kadar büyük başarısızlıklar yaşarsa yaşasın, Rabbimiz tövbe eden kilisesini tez bir şekilde kurtarır. Halkı O’nu terk eder, fakat O halkını asla terk etmez. Yargı Tanrı’nın evinden başlar (1.Pe. 4:17); ancak bu yargı yıkıcı değil, terbiye edicidir. Amacı bizi tövbeye ve sadakate yöneltmektir. Hâkimler dönemi bize şunu göstermektedir: Kilise tövbe edip Rab’be yakardığında, Rab kilisesini kurtarmaktan ve korumaktan asla geri kalmaz.

Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.

açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).

R.C. Sproul
R.C. Sproul
Dr. R.C. Sproul Ligonier Hizmetlerinin kurucusu, Sanford, Florida'daki Saint Andrew's Şapeli'nin ilk vaizi ve eğitim hizmetkârı olup, aynı zamanda Reformation Bible College'ın ilk başkanı ve Tabletalk dergisinin genel yayın yönetmeniydi. Renewing Your Mind adlı radyo programı hâlen dünya çapında yüzlerce radyo istasyonunda her gün yayınlanmakta ve internet üzerinden de dinlenebilmektedir. Dr. Sproul, aralarında Türkçeye de tercüme edilmiş olan Tanrı'nın Kutsallığı, Tanrı'nın Seçimi ve Everyone's a Theologian'ın da bulunduğu yüzden fazla kitap yazmıştır. Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığını ve Tanrı'nın halkının O'nun Sözü üzerinde imanla durması gerektiğini açıkça savunmasıyla dünya çapında tanınmıştır.