
Reform Teolojisinin Tanrı Doktrini
06/01/2026
Ruhsal Savaş Nedir?
13/01/2026Sabırlı ve Şefkatli Sevgi
1. Korintliler 13. Bölüm, Kutsal Yazılar’ın en bilinen bölümlerinden biridir; çünkü Elçi Pavlus bu bölümde bize Tanrı’ya yaraşır sevginin niteliğini muhteşem bir şekilde açıklar. Pavlus, öncelikle sevginin önemini göstererek başlar ve her türlü armağana, yeteneğe ve başarıya sahip olsak bile sevgiden yoksun olduğumuzda, bir hiç olduğumuzu söyler (ayetler 1-3). Daha sonra 4. ayette, Tanrı’ya yaraşır sevginin neye benzediğini anlatmaya başlar ve şöyle der: “Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir” veya daha geleneksel bir çevirinin ifadesiyle, “Sevgi çok sabreder, şefkatlidir” (Bünyamin Candemir Çevirisi). Bu ikilinin, yani sabır ve şefkatin, beni her zaman düşündürdüğünü söylemeliyim. Pavlus neden bu özellikleri sevginin tanımında ilk sıraya koydu ve neden bunları bir araya getirdi?
Pavlus bize sevginin sabırlı olduğunu söyler; yani “sevgi çok sabreder” (ya da uzun süre sabreder) der. Bu daha geleneksel çeviriyi seviyorum çünkü başkalarını sevmenin zor olabileceği fikrini ifade ediyor. İnsanları sevmek, bizi ilk gücendirdiklerinde onları silip atmamamız anlamına gelir. İlişkilerimizde bazı insanlara karşı diğerlerinden çok daha sabırlı olma eğilimindeyiz. Uzun zamandır arkadaşım olan biri beni rahatsız eden bir şey yaptığında genelde, “Ah, bu onun tarzı, kişiliği böyle, hepimiz insanız, hiçbirimiz mükemmel değiliz” derim. Ona hoşgörü gösteririm. Ama başka biriyle tanıştığımda ve aynı şeyi yaptığını gördüğümde, onunla daha fazla bir şey yapmak istemeyebilirim. Arkadaşlarımızda, yabancılarda hoş görmediğimiz şeyleri hoş görürüz.
Uzun süre sabreden sevgi kayıt tutmaz. Birisi beni ilk gücendirdiğinde “Birinci hata” diyebilir, üç hata hakkı verip üçüncüde onu hayatımdan çıkarabilirim. Ama eğer sevgim uzun süre sabrediyorsa, yetmiş yedinci hataya kadar gitsen bile ben hâlâ seninle olmaya devam ederim.
Peki Hristiyan sevgisi neden uzun süre sabreder? Çünkü Hristiyanlar, Baba Tanrı’yı örnek alan Mesih’i örnek alırlar ve uzun süre sabretmek Tanrı’nın temel özelliklerinden biridir. Kutsal Kitap, sık sık Tanrı’nın öfkelenmekte yavaş olduğunu, dikbaşlı halkına karşı uzun süre sabrettiğini vurgular. Örneğin, Tanrı kendisini şu şekilde tanımlıyor: “Ben RAB’bim… RAB, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Tanrı” (Çık. 34:6). Benzer şekilde Pavlus da “Tanrı’nın sınırsız iyiliği, hoşgörüsü, sabrı”ndan söz eder (Rom. 2:4).
Eğer bir Hristiyan’sanız, kurtarılmanız için Tanrı imansızlığınıza ne kadar süre tahammül etmiştir? O, sizin kalıcı günahınıza ne kadar süre katlanmıştır? Tanrı’nın uzun süre sabreden karakteri olmasaydı yok olup giderdik. Tanrı, bizim başkalarına gösterdiğimiz sabırsızlık ölçüsünde bize davransaydı, şu anda cehennemde acı çekiyor olurduk. O, bizim itaatsizliğimize, küfürlerimize, ilgisizliğimize, imansızlığımıza ve günahlarımıza katlandı ve hâlâ bizi seviyor. İşte Tanrı budur. İşte O, sevgisini böyle gösterir. O, sevgisini sabrıyla, yani uzun süreli bir sabırla gösterir.
Biz sadece sabırlı olmaya değil, uzun süre sabretmeye çağrılıyoruz. İnsanların günahlarına, zaaflarına ve kusurlarına yalnızca bize acı vermedikleri sürece sabretmekle yetinmeyiz. Uzun süre sabretmek, incindiğimizde ve acı çektiğimizde de sevmektir. Bu, şu anlama gelir: “Birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok günahı örter” (1.Pe. 4:8) Böylece, uzun süre sabreden Tanrı’nın sevgisini yansıtırız.
Pavlus neden sabrı/uzun süre sabretmeyi şefkatle birleştiriyor? Çünkü uzun süre incinmeye veya düşmanlığa dayanıp aynı zamanda içimizde düşmanlık besleyip intikam planlıyor olmamız mümkündür. Ama Kutsal Kitap’ın kastettiği uzun süre sabretmek bu değildir. Uzun süre sabretmek şefkati de içerir; acı çekmemize sebep olan kişiye karşı bile şefkatle karşılık vermemiz gerekir. Şefkatli insanlar kaba, sert veya kötü değildir. Cömert bir yürekleri vardır. Başkalarına karşı duyarlı ve yumuşaktırlar.
Babamın bu özelliğin bir örneği olduğuna inanıyorum. O gerçekten şefkatliydi. Bana Tanrı’nın şefkatini gösterdi. Okuldan eve geldiğimde, yapmış olduğum bir şeyden dolayı başımın belada olduğunu öğrenmekten nefret ederdim. Annem, “Baban seninle konuşmak istiyor” derdi. Babamın ofisine girip kapıyı kapatmak zorunda kalırdım ve “Oğlum, konuşmamız gereken bir şey var” derdi. Sesini hiç yükseltmeden, bana hiç kızgınlık göstermeden beni uyarır, ama sonra aynı yumuşaklıkla beni yeniden toparlardı. Sonra ofisinden çıktığımda kendimi bulutların üzerinde yürüyormuş gibi hissederdim. Hem mutlu olurdum hem de bir dahaki sefere daha iyi davranmam gerektiğini bilirdim. Tavırlarının bu kadar şefkatliydi olması bana ilham vermiştir.
Gerçekten şefkatli bir insan nadir bulunur sanırım. Ama şefkat, sevginin bir tezahürü olarak uzun süre sabretmekle ilişkili olmalıdır. Kısacası, sevgi ne sabırsızdır ne de insafsızdır. Bu, Tanrı’nın sevgisinin bir resmidir; Kutsal Ruh’un Tanrı’nın halkında yetiştirdiği sevginin ta kendisidir.
Bu makale orijinal olarak Ligonier Hizmetleri blogunda yayınlanmıştır.
açar ve ikizlerin doğumuyla sonuçlanır. Bu doğumda, Perez’in Zerah’ın önüne geçmesiyle primogeniture (en büyük oğlun miras hakkı) ilkesi bir kez daha tersine döner. Daha sonra Yakup Yahuda’yı kutsayacak ve krallığın onun soyundan gelenlerle ilişkilendirileceğini söyleyecektir (Yar. 49:8-12). Bu kutsama yüzyıllar sonra Samuel’in zamanında görülmektedir (bkz. Mez. 78:67-72).


